Bu yazı 1 yıl 7 ay 22 gün önce yayınlanmış olduğundan güncelliğini yitirmiş veya içeriğindeki bilgilerin geçerliliği kaybolmuş olabilir. Herhangi bir yanlış anlaşılmadan bu site sorumlu değildir. Orta Avrupa turuna kaldığım yerden devam ediyorum. Viyana ve Prag Notlarım için Lütfen Tıklayın!
Prag’ da başlayan yolculumuzun Viyana’dan sonraki son durağı ise yol üzerindeki Slovakya’nın başkenti Bratislava ve hemen sonrasında Macaristan’ nın Başkenti Budapeşte oluyor.
Bratislava – Slovakya 03 Haziran 2010
Viyanadaki sabah kahvaltısının ardından , BudapeÅŸte ye gitmek üzere yolculuÄŸa çıktık. BudapeÅŸte‘ ye gitmeden önce yol üzerinde bulunan Slovakyanın baÅŸkenti Bratislava ÅŸehrine uÄŸradık. Viyandan yaklaşık 1,5 saat sonrasında Bratislava’ ya ulaÅŸtık. Hava Viyana’ya göre oldukça sıcaktı. Tuna Nehri kıyısında yer alan ÅŸehir hem Avusturya’ya hem de Macaristan’a sınırı var. Dünyada bu ÅŸekilde iki devlete sınırı olan sadece iki tane baÅŸkent varmış. Bratislava’nın gezdiÄŸimiz kısmı çok ÅŸirin bir kasabaydı.
Yürüyerek ÅŸehri turlamaya baÅŸladık. Maria Teresa ‘nın dolaÅŸtığı yerlere iz bırakmışlar çok ilginçti. Biz ayak izlerine basarak yürümeye devam ettik. Åžehrin sıfır noktasının belirtildiÄŸi noktada herkes fotoÄŸraf çekilmek için sıraya girdi:-)Â
Küçük hediyelik eşyaların satıldığı merkezde biraz dolaşıp vakit geçirdik. En ilginç heykellerden bir tanesi de bir işçinin devamlı bayanların etekleri altından gözetlediği için onun heykelini yapmış olmlarıydı. Tüm bayanlar kafasının üstünü ezerek poz veriyorlarmış. E tabi bizde fotoğraf çekildik:-)
 Daha sonra güzel bir kafede kahvelerimizi yudumladıktan sonra Budapeşte’ ye doğru hareket ettik.
BudapeÅŸte – 03 Haziran 2010
Yakşaşık 2 saat sonra Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte şehirlerinin 17 Kasım 1873 yılında birleşen Budapeşte ye ulaştık.
 Budapeşte’ye girer girmez, Tuna nehri üzerindeki köprülerin ve karşı kıyı Peşte’nin çok güzel göründüğü Gellert Tepesine çıktık. Muhteşem bir görüntü ile karşılaştık.
 Gellert, Macarları Hristiyan inancı ile tanıştıran din adamı. Tepe adını, Venedik Piskoposu Gellert’ten almış. 1000 yılında Macaristan’ın ilk kralı Szent İstvan, halkını Gellert’in de yardımıyla Hıristiyan dinine inandırmış. Kralın ölümünden sonra kentte Hıristiyan olmayan halk ayaklanmış, Gellert’i bir fıçıya koyup, tepeden aÅŸağıya Tuna’ya yuvarlamışlar. Sonraları tepenin yamacına, fıçının düşüp parçalandığı kabul edilen yere bir anıt yapılmış.
Az ilerde Özgürlük Anıtı vardı. Bu anıt, 1947 yılında Macaristan’ın bağımsızlığı uğruna ölenlerin anısına yaptırılmış.
Hemen ardından Kaleler bölgesine geçtik. Meşhur Mathias Kilisesinin hemen önünde Balıkçılar Burcu vardı. 7 adet burç, bu topraklara gelen 7 Macar kabilesini temsil ediyormuş. Asıl ilginç yapı ise kalenin içinde Mathias Kilisesinin hemen yanında inşa edilmiş olan Hilton Budapest Oteliydi:-)
Kaledeki kısa turumuzdan sonra , Kahramanlar Meydanına( Hösok Tere ) indik. Sütunun üzerinde, Melek Cebrail, elinde tuttuğu çift kertikli hacı ile (din ve devleti temsil ediyor) şehri selamlıyor. Bunun altında, Balıkçılar Burcundaki 7 kule gibi, buraya ilk yerleşen 7 kabile şefinin heykelleri duruyor.
 Arkadaki iki dairesel kolonda, Macar tarihinin ünlü şahsiyetlerinin heykelleri sıralanmış. 1896 ‘da Macaristan devletinin birinci yılını kutlamak için inşa edilmeye başlayan Kahramanlar Meydanı, ancak 1929 yılında tamamlanabilmiş.
 Hava buradada yağışlı olduÄŸu için çok vakit geçiremeden otele giriÅŸ yaptık. Otel BudapeÅŸtenin merkezinde ve diÄŸer oteller e göre olduça büyüktü. Best Western Hotel Hungaria  4* www.danubiushotels.com/bwhungaria  Â
Otelde yerleşip, yarım saat dinlendikten sonra karnımızı doyurmak için dışarı çıktık. Yarım saat yürüyüşten sonra (Török türk demek) Török Lokantasına rastladık. Budapeşte de de türk lokantalarına fazlasıyla rastalanbiliyor. Uzun süredir çorba içmemenin acısını burada çıkardık.Ve bir haftadır ilk kez ayran içtim. Özlemişim ehe:-) Akşam yemeğinden sonra Arena alışveriş merkezine girdik. Saat henüz 9 olmasına rağmen bir çok yer kapalıydı o yüzden dolaşamadan otele geri dönüş yapmak zorunda kaldık. Sokaklarda fazlasıyla çingeneler vardı .
Ertesi sabah geniş bir kahvaltı olmasına rağmen kullandıkları yağlardan dolayı gene salata ve meyve yiyerek kahvaltımı geçiştirdim.Turun düzenlediği Esztergom & Visegrad & Szentendre gezisine 60€ katılmayıp Estergona gitmek için aldığımız notlarla birlikte yola çıktık.
Budapeştedeki para birimi Forint. 1 eur yaklaşık 280 Forint yapıyor. Budapeştedeki günlük biletler 1150 Ft yaklaşık 5,50-euro. Hemen hemen diğer yerlerdi ulaşım bedeliyle aynıydı.diğer yerlerden farklı olarak. Bileti diğer ülkelerde makineye okutturup yanımızda taşıyorduk. Burada ise bileti aldığınız an el yazısı ile tarih saat yazılıyor ve girişlerde görevliler biletlerinize bakıyor. Yer altı geçilerinden geçerken yerlerde yatan evsizlere rastladık. Biraz ürkütücü bir şehir gibiydi.
Günlük biletlerimizi adlıktan sonra metro ile Estergona giden otbüs durağında indik. Yaklaşık 1,5 saat süren yolculuk sonrası Estergona ulaştık. Otobüste karşılaştığımız bir öğrenci ile birlikte kaleye doğru çıktık. Muazzam bir görüntüsü vardı.
Estergon Kalesi ilk olarak İ.Ö 100 yılında yapılmış, Tarihsel süreç, Keltler, Romalılar ve Osmanlı’ları taşımış ve katman katman mimari özelliklerini bırakmışlar burada. Osmanlılar, son olarak kaleyi terk ederken, toprakla doldurmuşlar. Bu nedenle , dönemin kalıntıları, ancak, müze içerisindeki, cam örtülerin ardından görülebiliyormuş. Estergon’un hemen önünde, Slovakya başlıyor, Tuna üzerindeki köprüden , yürüyerek Slovakya’ya gitmek mümkün. Tam aşağıya yürümeye üşendiğimiz sırada üstü açık trene rastladık.
 Minik öğrencilerinde bulunduğu trenle şarkılar eşliğinde slovakyaya geçiş yaptık . Karşıdan Estergon kalesine bakmak daha muazzamdı.
 Ve tekrar budapeşteye geçip otobüs durağında indik. 1,5 saatlik yolculuk sonrası.
 Gül Baba türbesine gitmek için Heaf isimli trenle gül baba türbesinin bulunduğu yere geldik. devamlı bir gül taşıdığı için Gül Baba denen ve asıl adı Cafer olan Bektaşi Dervişi, Kanuni Sultan Süleyman’ın daveti üzerine Budapeşte gelir. Tekke kurarak , Bektaşi hoş görüsü ile Budin halkının sempatisini kazanır. 1541 yılında da savaşta şehit düşmüş. Türbenin içi çok güzel kokuyordu gayet iyi bakmışlar.
 Daha sonra yemek yemek için merkeze indik. Büyük bir alışveriş merkezine girip türk lokantasında karnımızı doyurduk. Fena değildi ayrıca bura da da ayran vardı:-) Biraz alışveriş sonrası, fashion street de yürüyüş yaptık.Bizim istiklal caddesine benziyordu. Çok kalabalık ve çok canlıydı ve sonrasında  otele dönüş yaptık. Ertesi gün sabah kahvaltısı sonrası 10:00 gibi otelden ayrıldık. Havaalanından 13:45 THY uçağıyla istanbula dönüş.16:40 istanbul saatiyle istanbula geldik. İstanbulu özlemişim:-) Yağmurlu bir karşılama oldu ama olsun….
FotoÄŸraflar: kadinplus



































Facebook Yorumları
Powered by Facebook Comments