Sanırım New York bir çok kişinin rüyalarını süsleyen bir kent. Daha havalimanından otel’e olan uzanan kısacık yolculuğumuzda beni etkisi altına almıştı bile.. Bahçeli , iki katlı, şato gibi evler’e bakmaktan kendimi alamadım. .

İşim gereği 2 günüm vardı bu şehri tanımak için..Ve Long island’da konaklayacağımız için iki seçeneğim vardı.. ya alışveriş yapacaktım ya da trene atlayıp New York’u keşfe çıkıcaktım. Ama ben iki seçeneğide yapabildim ![]()
Sabah kahvaltıdan sonra ki ilk işimiz tren saatlerine bakmak oldu.. Trene 1 saatlik zaman varken etrafta ki kiliseye bir bakalım dedik.. Ve mimarı yapısına bayıldık.. Kısacık kilise ziyaretinden sonra yollara düştük..
Tam 1,5 saatte Manhattan’a varabildik. Şehire ilk bakışımla beraber hissettiğim tek şey ‘’ÖZGÜRLÜK’’ . Şehrin mimari yapısı, yüksek binaları, o ışıltılı görüntüsü beni cidden çok etkiledi. Kaç saat yürüdüğümüzü hatırlamıyorum ama 8 saat Manhattan’ da kalabildik. Sanki her an karşıma Gossip Girl dizisinden karakterler görecekmişim gibi bi hisle dolaştım diyebilirim..
Â
Ara ara kahve molalarımız oldu.Akşam olduğunda binaların o ışıklı görüntüsü beni daha da hayran etti kendine.. Ruhum orda kaldı diyebilirim :-) Hele Time Square ‘deki hareketlilik ve cazibe beni büyüledi..Tek hayal kırıklığım Central Park’a gidememiz oldu. O gün maraton koşusu varmış.. Central Park yoksa alışverişşşş varrrr!!! Dimi ama ?? Erkekleri kandırıp alışverişe kaçabildik :-) Victoria Secret’a uğramadan olur mu hiç ? Akşam muteşem bi yerde yemeğimizi yedik .Ve tekrar yollara düştük..
Daha sonra size New York’la ilgili yazılarıma devam etmek istiyorum..Bunlar benim ilk izlenimlerimdi..

Tekrar görüşmek üzere..
Kucak dolusu sevgiler…
Nazan YokuÅŸ






















