Moskova denilince ilk aklıma gelen soğuk hava, trafik ve İngilizce bilmeyen Ruslar. Moskova da kaldığım sürenin 3 de 1’ini arabada, trafiğe sıkışmış bir halde geçirdim.
 Çok yakın bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim, o da Moskova’ya birkaç hafta önce tayin olmuş ve yeni araba almıştı. Arabasının plakasını henüz almadığı için sık sık polisler tarafından çevriliyorduk. Ruslar İngilizce, biz Rusça bilmediğimizden gerek çevirmelerde, gerek adres sormalarda anlaşamıyorduk. İspanyolların çoğu da İngilizce bilmez ama en azından tabelalardan yolunuzu bulursunuz maalesef Rusya da böyle bir şansınız yok çünkü kullandıkları alfabe çok ilginç. Tüm harfler farklı yazılıp, farklı okunuyor. Bir arkadaşım cton diye bir yerde kaybolmuş. O da yanında kaldığı arkadaşını arayıp, onu ctondan almasını istemiş. İşin komik tarafı, tabela da yazan cton dikkat anlamına gelen kelimeymiş.
İlk üç gece evde oturduktan sonra son gecemde Moskova’nın gece hayatına karışmaya karar verdim. Plakasız arabamıza atlayıp, 50 km yol gittikten sonra karaoke, pavyon, restoran karışımı bir yer bulduk.Bu garip mekana dizilmiş masaların en arkasına yanyana nikah masasına oturur gibi oturduk.İ ki kadın dans ediyordu, kocaları veya erkek arkadaşları masada sızmıştı, garsonlar onları uyandırmaya çalışıyordu. Arada Rafet El Roman çalıyordu, meğerse mekanın sahibi Azeriymiş, Uygur Türkü olan garson arkadaş da, bizle Türkçe konuşunca sevindik. Ordan çıkıp, bir strip club a gittik. Dans pistinin ortasında strip dans için direk vardı. Bir kaç masa doluydu. Masalarda ya kızlar, ya da erkekler oturuyordu yani kızlı erkekli karışık bir grup yoktu.Masada oturan kızlar, sırayla kalkıp, zoraki bir şekilde dans ediyorlardı, sanki eğlence amaçlı değil görev icabı dans ediyorlardı. İşin daha da ilginç tarafı herkes giyinikti. Bir saat o garip mekanda oturduktan sonra oranın strip club olmadığını farkettik. Normal bir diskotekmiş.Rusya da genelde, yazılar olsun, insanların tavrı olsun, neyin ne olduğunu pek anlayamıyorsunuz.Madem bir şeyler anlamıyorum ve Ruslar bana bir şeyler anlatamıyor, ben de Süpermarkete gidip, votka, havyar ve matruşka bebekleri alayım dedim. Migros gibi kocaman bir süpermarkete girdim ve votka reyonuna doğru yola koyuldum.Votka reyonunun bir ucundan diğeri ucu görülmüyordu.Tahmin ediyorum orda en azından 300 farklı votka çeşidi vardı.Havalar çok soğuk olduğu için çok fazla votka tüketiminin olması normaldi. Biz votkayı sadece hediyelik olarak aldık ve orada Efes Pilsen bulmanın gururuyla bira içip, Kremlin Sarayına doğru yola koyulduk.
Kremlin Sarayı çok görkemli bir yapı. Saray ve çevresi dışında fazla gezilecek bir yer bulamadık.Rus erkeklerinin pek yakışıklı olduğunu söyleyemeyeceğim gibi, Rus kadınlarını ise son derece ağırbaşlı ve namuslu buldum. Haklarında atılıp, tutulan, yazılan, çizilen hikayelerin hepsi şehir efsanesi.Sonuç olarak, Rusya ya giderseniz eğer, Moskova yerine St. Petersburg a gitmenizi ve Rus kadınlarının Türk erkeğinin kafasındaki imajla örtüşmediğini ve havanın çok soğuk olduğunu, bu yüzden kalın giyinmeniz gerektiğini söyleyebilirim yani kalin kakalin kamaya kakalin..
FotoÄŸraflar: Efe Babacan
Efes Photography
Tel     : 0.536.519 78 78
E-mail : efebabacan@yahoo.com
Web   : www.efesphotography.com
              www.efebabacan.com

































