Avrupa Archive

Makarnacı İtalyanlar Berlusconi’yi Seviyor

Bir fotoğraf çekimi için Porto Fino’ya gitmem gerekiyordu. Yoğun bir çalışma temposunda olacağım için 3 gün önce gidip, etrafı kolaçan etmek istedim.Tabi ki bu yazımda da Milano’da bilmemne restorana gidip şunu yiyin veya Porto Fino’da şu kafeye gidip şundan için diye yazmayacağım. Genel olarak İtalya hakkındaki izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle konuştuğum herkese Berlusconi’yi seviyor musun? hangi futbol takımını tutuyorsun?  sorularını sordum. Genel olarak dünyanın en çapkın devlet adamı Berlusconi’nin sevildiği izlenimini edindim. Bazı İtalyanlar da, sevdiğimi söyleyemem ama onun yerine geçecek bir lider yok görüşündeydiler.Futbola gelince, herkes farklı bir takım ismi söyledi. Büyük takımların yanısıra ligin ortasında ve sonunda mücadele eden takımları da tutanların sayısı oldukça fazlaydı. Türkiye’de olduğu gibi dünyanın heryerinde de şike tartışmaları yaşanıyor. Aynı şekilde Avrupa’nın devi olan Juventus futbol takımı da yıllar önce küme düşürülmüş ve senelerce toparlanamamıştı. Futbol ve İtalya denilince aklıma gelen en ilginç hikaye, İtalyanların dünya kupasını kazandıklarında televizyonlarını camdan aşağı atmalarıydı. Bir İtalyana neden televizyonu balkondan aşağı attın diye sorduklarında, ‘’Bu hayatımda televizyonda görebileceğim en mutlu görüntüydü, bundan sonra  daha mutlu bir şey görebileceğimi zannetmiyorum ve artık o televizyona ihtiyacım yok’’ şeklinde mutluluk sarhoşluğuyla verdiği açıklama ilginçti.

Paylaşın...

Barcelona’da Balayı

Her fırsatta seyahat ediyor, yerimde duramıyorum. Madem geziyorum,  gelin adaylarına da bir katkım olsun dedim. En son bayramda Barcelona’daydım. Tatilin kötüsü olmaz derler ama bu seferki bir başka güzeldi.

Balayında Maldivler, Seysheller değil önce bir Avrupa görelim derseniz, sizin için Barcelona’nın en romantik ve fantastik yerlerini toparladım.

Güzel yemek, deniz ve mimari üçgeni

 Öncelikle Barcelona’nın güzel yemek, deniz ve mimari üçgeninde yer aldığını belirtmem gerek.

Müthiş mimar Gaudi’nin kilisesi, evleri ve parkı sizi masallar diyarına götürüyor. Parkını gezerken Hansel ile Gratel’in evine, Sagrada Familia Kilise’sinde ise Yüzüklerin Efendisi’nin dağlarına gitmiş kadar oluyorsunuz.

Deniz kıyısındaki sıcak iklimli bu şehirde balığa ve deniz böceklerine doyacaksınız. Nefis tapasları ile kendinizden geçeceksiniz. Restoran için çok özel bir tavisyem var: Turistik sitelerde bulamayacağınız ve Time-out tarafından en iyi mutfaklardan seçilen El Quim de la Boqueria. La Rambla caddesi, yani İstanbul’un İstiklal caddesi üzerinde La Boqueria diye bir pazar var, onun içinde.

Denize girmek isterseniz arka arkaya çok güzel beachleri var ama balayı için tercih edeceğiniz otelin denizi eminim daha uygun olacaktır. Barcelona’nın beachlerinde gay, lezbiyen ve nudistlerle pek romantik takılamayabilirsiniz.

Paylaşın...

Ezgi’nin Milano Gezi Notları

2

Tarihin, Modanın kalbi Milano…. Haziran 2010

Paylaşın...

Budapeşte Gezi Notlarım / 03-05 Haziran 2010

Orta Avrupa turuna kaldığım yerden devam ediyorum. Viyana ve Prag Notlarım için Lütfen Tıklayın!

Prag’ da başlayan yolculumuzun Viyana’dan sonraki son durağı ise yol üzerindeki Slovakya’nın başkenti Bratislava ve hemen sonrasında Macaristan’ nın Başkenti Budapeşte oluyor.

Bratislava – Slovakya 03 Haziran 2010

bratislava

Viyanadaki sabah kahvaltısının ardından ,  BudapeÅŸte ye gitmek üzere yolculuÄŸa çıktık. BudapeÅŸte‘ ye gitmeden önce yol üzerinde bulunan Slovakyanın baÅŸkenti Bratislava ÅŸehrine uÄŸradık. Viyandan yaklaşık 1,5 saat sonrasında Bratislava’ ya ulaÅŸtık. Hava Viyana’ya göre oldukça sıcaktı. Tuna Nehri kıyısında yer alan ÅŸehir hem Avusturya’ya hem de Macaristan’a sınırı var. Dünyada bu ÅŸekilde iki devlete sınırı olan sadece iki tane baÅŸkent varmış. Bratislava’nın gezdiÄŸimiz kısmı çok ÅŸirin bir kasabaydı.

b5

b1

b9

Yürüyerek şehri turlamaya başladık. Maria Teresa ‘nın dolaştığı yerlere iz bırakmışlar çok ilginçti. Biz ayak izlerine basarak yürümeye devam ettik. Şehrin sıfır noktasının belirtildiği noktada herkes fotoğraf çekilmek için sıraya girdi:-) 

600

b4

Küçük hediyelik eşyaların satıldığı merkezde biraz dolaşıp vakit geçirdik. En ilginç heykellerden bir tanesi de bir işçinin devamlı bayanların etekleri altından gözetlediği için onun  heykelini yapmış olmlarıydı. Tüm bayanlar kafasının üstünü ezerek poz veriyorlarmış. E tabi bizde fotoğraf çekildik:-)

b6

 Daha sonra güzel bir kafede kahvelerimizi yudumladıktan sonra Budapeşte’ ye doğru hareket ettik.

b10

BudapeÅŸte – 03 Haziran 2010

Yakşaşık 2 saat sonra  Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte şehirlerinin 17 Kasım 1873 yılında birleşen Budapeşte ye ulaştık.

6

 Budapeşte’ye girer girmez,  Tuna nehri üzerindeki köprülerin ve karşı kıyı Peşte’nin çok güzel göründüğü Gellert Tepesine çıktık. Muhteşem bir görüntü ile karşılaştık.

3

 Gellert,  Macarları Hristiyan inancı ile tanıştıran din adamı. Tepe adını, Venedik Piskoposu Gellert’ten almış. 1000 yılında Macaristan’ın ilk kralı Szent İstvan, halkını Gellert’in de yardımıyla Hıristiyan dinine inandırmış. Kralın ölümünden sonra kentte Hıristiyan olmayan halk ayaklanmış, Gellert’i bir fıçıya koyup, tepeden aÅŸağıya Tuna’ya yuvarlamışlar. Sonraları tepenin yamacına, fıçının düşüp parçalandığı kabul edilen yere bir anıt yapılmış.

 7

Az ilerde Özgürlük Anıtı vardı. Bu anıt,  1947 yılında Macaristan’ın bağımsızlığı uğruna ölenlerin anısına yaptırılmış.

Hemen ardından Kaleler bölgesine geçtik. Meşhur Mathias Kilisesinin hemen önünde Balıkçılar Burcu vardı. 7 adet burç,  bu topraklara gelen 7 Macar kabilesini temsil ediyormuş. Asıl ilginç yapı ise kalenin içinde Mathias Kilisesinin hemen yanında inşa edilmiş olan Hilton Budapest Oteliydi:-)

11

12

13

Kaledeki kısa turumuzdan sonra , Kahramanlar Meydanına( Hösok Tere ) indik. Sütunun üzerinde,  Melek Cebrail,  elinde tuttuğu çift kertikli hacı ile (din ve devleti temsil ediyor) şehri selamlıyor. Bunun altında,  Balıkçılar Burcundaki 7 kule gibi,  buraya ilk yerleşen 7 kabile şefinin heykelleri duruyor.

km

 Arkadaki iki dairesel kolonda,  Macar tarihinin ünlü şahsiyetlerinin heykelleri sıralanmış. 1896 ‘da Macaristan devletinin birinci yılını kutlamak için inşa edilmeye başlayan Kahramanlar Meydanı,  ancak 1929 yılında tamamlanabilmiş.

p2

 Hava buradada yağışlı olduğu için çok vakit geçiremeden otele giriş yaptık. Otel Budapeştenin merkezinde ve diğer oteller e göre olduça büyüktü. Best Western Hotel Hungaria  4* www.danubiushotels.com/bwhungaria   

Otelde yerleşip, yarım saat dinlendikten sonra karnımızı doyurmak için dışarı çıktık. Yarım saat yürüyüşten sonra (Török türk demek) Török Lokantasına rastladık. Budapeşte de de türk lokantalarına fazlasıyla rastalanbiliyor. Uzun süredir çorba içmemenin acısını burada çıkardık.Ve bir haftadır ilk kez ayran içtim. Özlemişim ehe:-) Akşam yemeğinden sonra Arena alışveriş merkezine girdik. Saat henüz 9 olmasına rağmen bir çok yer kapalıydı o yüzden dolaşamadan otele geri dönüş yapmak zorunda kaldık. Sokaklarda fazlasıyla çingeneler vardı .

Ertesi sabah geniş bir kahvaltı olmasına rağmen kullandıkları yağlardan dolayı gene salata ve meyve yiyerek kahvaltımı geçiştirdim.Turun düzenlediği Esztergom & Visegrad & Szentendre gezisine 60€  katılmayıp Estergona gitmek için aldığımız notlarla birlikte yola çıktık.

p4

Budapeştedeki para birimi Forint. 1 eur yaklaşık 280 Forint yapıyor. Budapeştedeki günlük biletler 1150 Ft yaklaşık 5,50-euro. Hemen hemen diğer yerlerdi ulaşım bedeliyle aynıydı.diğer yerlerden farklı olarak. Bileti diğer ülkelerde makineye okutturup yanımızda taşıyorduk. Burada ise bileti aldığınız an el yazısı ile tarih saat yazılıyor ve girişlerde görevliler biletlerinize bakıyor. Yer altı geçilerinden geçerken yerlerde yatan evsizlere rastladık. Biraz ürkütücü bir şehir gibiydi.

Günlük biletlerimizi adlıktan sonra metro ile Estergona giden otbüs durağında indik. Yaklaşık 1,5 saat süren yolculuk sonrası Estergona ulaştık. Otobüste karşılaştığımız bir öğrenci ile birlikte kaleye doğru çıktık. Muazzam bir görüntüsü vardı.

p11

Estergon Kalesi ilk olarak İ.Ö 100 yılında yapılmış,  Tarihsel süreç,  Keltler,  Romalılar ve Osmanlı’ları taşımış ve katman katman mimari özelliklerini bırakmışlar burada. Osmanlılar,  son olarak kaleyi terk ederken,  toprakla doldurmuşlar. Bu nedenle ,  dönemin kalıntıları,  ancak,  müze içerisindeki,  cam örtülerin ardından görülebiliyormuş. Estergon’un hemen önünde,  Slovakya başlıyor,  Tuna üzerindeki köprüden ,  yürüyerek Slovakya’ya gitmek mümkün. Tam aşağıya yürümeye üşendiğimiz sırada üstü açık trene rastladık.

p12

 Minik öğrencilerinde bulunduğu trenle şarkılar eşliğinde slovakyaya geçiş yaptık . Karşıdan Estergon kalesine bakmak daha muazzamdı.

p13

p14

 Ve tekrar budapeşteye geçip otobüs durağında indik. 1,5 saatlik yolculuk sonrası.

 Gül Baba türbesine gitmek için Heaf isimli trenle gül baba türbesinin bulunduğu yere geldik.  devamlı bir gül taşıdığı için Gül Baba denen ve asıl adı Cafer olan Bektaşi Dervişi,  Kanuni Sultan Süleyman’ın daveti üzerine Budapeşte gelir. Tekke kurarak ,  Bektaşi hoş görüsü ile Budin halkının sempatisini kazanır. 1541 yılında da savaşta şehit düşmüş. Türbenin içi çok güzel kokuyordu gayet iyi bakmışlar.

p58

g

 Daha sonra yemek yemek için merkeze indik. Büyük bir alışveriş merkezine girip türk lokantasında karnımızı doyurduk. Fena değildi ayrıca bura da da ayran vardı:-) Biraz alışveriş sonrası, fashion street de yürüyüş yaptık.Bizim istiklal caddesine benziyordu. Çok kalabalık ve çok canlıydı ve sonrasında  otele dönüş yaptık. Ertesi gün sabah kahvaltısı sonrası 10:00 gibi otelden ayrıldık. Havaalanından 13:45 THY uçağıyla istanbula dönüş.16:40 istanbul saatiyle istanbula geldik. İstanbulu özlemişim:-) Yağmurlu bir karşılama oldu ama olsun….

FotoÄŸraflar: kadinplus

Paylaşın...

Viyana Notlarım – 01-03 Haziran 2010

Orta Avrupa turuna devam.. Prag ‘dan baÅŸlayan yolculuÄŸumuzun ikinci rotası Avusturya’nın baÅŸkenti Viyana oluyor…PRAG notlarım için tıklayın..

Viyana – Avusturya 01-03 Haziran 2010

100_9871

01 Haziran sabahı kahvaltı sonrası Viyana ‘ ya hareket için yolculuÄŸa çıktık.Viyana’daki ilk durağımız Hundertwasser Evi oldu. Tasarımı Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmış olan bu apartmanın iç ve dış yapısı çok eÄŸlenceli gözüküyordu rengârenk.

100_9804

Mimar Joseph Krawina tarafından planlanmış ve asıl işin sanat yönünü yapan Friedensreich Hundertwasser tarafından hayata geçirilmiş,250 adet ağaç ile terasları yeşillendirilmiş bina, her yönü ile ilginç bir yapıydı.

100_9810

Daha sıcak beklediÄŸim viyana’ da 12 derecelik yağışlı bir hava vardı.. 2 gün boyunca hırka ve ceketler dolaÅŸtık. Viyana’dan ayrılırken de güneÅŸ açıyordu kesinlikle kısmetsizlik bizde:-) İstanbul’ a döndüğümüz günde sel bastı zaten , yaÄŸmur bizim yanımızdaydı saÄŸolsun:-)

Hundertwasser  evinden sonraki ikinci durağımız,  barok mimarisi,  yekpare süslemeler ve klasik simetri anlayışı ile inşa edilmiş Aşağı Belvedere Sarayı ydı. Yukarı ve Aşağı Belvedere Sarayı olarak iki parçadan oluşan barok yapılar birbirine çok geniş ve gözalıcı bir bahçe ile bağlı, insanın gözünü kamaşıyor.

100_9812

100_9815

100_9816

Daha sonra otele transfer edilip yerleştik. Otelimiz Prag ‘daki otelden çok daha geniş ve güzeldi. AUSTRIA TREND APPARTEMENTHOTEL VIENNA   www.austria-trend.at/appartementhotel-vienna

Hemen hazırlanıp tekrar merkeze inmek için yola çıktık .24 saatlik günlük biletlerimizi edindikten sonra otele 15 dk uzaklıktaki Opera binasının önünde indik.Bilet fiyatı 5,70 €… görebileceÄŸimiz çoÄŸu ÅŸeyin merkezde olması muhteÅŸemdi. Her adımımızda devasal yapılarla karşılaÅŸtık.

Viyana’nın merkezinde bulunan Aziz Stephan Katedrali 1365 yılında inÅŸa edilmiÅŸ ,Viyana’nın en önemli simgesi durumunda bulunan  Katedrali. Stephansplatz’ ta yer alıyor. Roma mimarisi ve gotik tarzıyla biraz ürkütücü yapısı vardı:-)

100_9834

Daha sonra karnımızı doyurmak için bize uygun mekan arayışına girdik.150.000 ‘ e yakın türk yaşadığı söylentisi öyle doğruydu ki 10 kişiden biri nerdeyse Türk’tü. Lokantaların çoğu türk olduğu gibi lokanta isimlerinin de türk olduğu bir çok yerle karşı karşıya kaldık. Tam nerde yesek acaba diye düşünürken büyük bir pizza evi ile karşılaştık. İçeri girdiğimizde yine ustaların türk olması çok ilginçti:-) Öyle acıkmışım ki koskocaman pizzayı silip süpürdüm . Pizza fiyatı  7 €.

600

Viyana sokaklarında ki yolculuÄŸumuzun bir diÄŸeri ise Hofburg İmparatorluk Sarayı ydı. BaÅŸta Habsburg hanedanlığı olmak üzere Avusturya-Macaristan İmparatorluÄŸu’ nun bir çok önemli kiÅŸisine ve hanedanına ev sahipliÄŸi yapmış. Hofburg Sarayı daha çok kışlık malikane olarak kullanılıyormuÅŸ. Schönbrunn Sarayı yazlık olarak tercih edilmiÅŸ, yarın ki turumuzdaki yerlerden biride Schönbrunn Sarayı.

 100_9856saray

 

Daha sonra Sarayın karşısındaki Burgring caddesinin önündeki Maria Teresa Meydanı nına geldik. Tepede Maria Teresa,  hemen alt tarafında  atlı derebeyleri olan oğulları vardı.

100_9864

Heykelin yanında  Güzel Sanatlar Müzesi ve Doğa Tarihi Müzesi vardı. 740 ‘larda ,  İmparatoriçe Maria Teresa tüm kapris ve hırslarını,  bu sarayın ihyası için kullanmış. 17 çocuk sahibi olan Maria Teresa,  oğullarına dağıttığı derebeylikler ile İmparatorluk sınırları içinde,  tüm topraklarda çözülmez bir sömürü ağı kurmuş. Hırs ve arzuları bitmeyen İmparatoriçe,  sabahları saray bahçesinde denetlediği askerlerden,  beğendiğini seçer ve o gün onunla yatar,  sevişirmiş. Öyle de çirkin bir kadın ki vay askerlerin haline:-)

100_9871

 Sonrasında Havanın soğuk ve yağışlı olmasından dolayı içimizi ısıtacak güzel bir cafe arayışına girdik. Opera binasının hemen karşısındaki şık bir cafe’ de Aslı’nın seçimi olan Marocchino kahvesini yudumladım. Viyana’ da kahve içmenin keyfi çok farklı kesinlikle…

100_9874

Her yerde Mozart çikolataları ve Mozart Hediyelik Eşya Dükkanları da bulunuyordu. Viyana ‘ ya gidip te bu muhteşem Mozart  çikolatalarından  almadan dönmek olmazdı, hemen birkaç tane aldık. Yaklaşık 6-7 € …

100_9806

Daha sonra birkaç mağazayı dolaşıp alışveriş yaptıktan sonra otele dönüş.

2. Gün: Bir sonraki gün viyana da ki muhteşem kahvaltı sonrası, Schönbrunn Sarayı’na gitmek için yola çıktık.

100_9886

Schönbrunn Sarayı , Viyana’daki Kraliyet sarayı. Ülkede en önemli kültürel anıtları bu sarayda bulunuyor. bahçesinin yapımı ancak 1744-1749 yılları arasında imparatoriçe Maria Theresia tarafından tamamlatılmış. 1683′deki II. Viyana KuÅŸatması’nda, çevredeki binalar, yok edilmiÅŸ.

100_9889

100_9892

Saraydaki bahçeler öyle muhteşem ki bu sarayı gezmek için sanırım  1 gün ayırmakta fayda var ama bizim o kadar vaktimiz olmadığı için genel gezimizi yaptıktan sonra Grinzing Meyhanelerine gitmek için yola çıktık.

100_9885

 U4 metrosuna bindikten sonra  Heiligenstadt ‘ da indik. 38 A otobüs durağından otobüse binip yaklaşık 20 dk sonra tepeye ulaştık. Hava öyle soğuktu ki bir ara kar yağacak herhalde dedim.

100_9913

Hava biraz daha güzel olsaydı daha güzel bir görüntü ile karışılacaktık sanırım ama sis ve yağışlı hava sonrasında hemen geri dönmek zorunda kaldık. Akşam üstü gidilmediği sürece yemek de yiyemediğimiz için tekrar merkeze indik.

100_9920

 Merkezde yemek yedikten sonra yine bir kahve molası verdik.

100_9923

100_9928

100_9930

100_9941

Son viyana akşamınıda böyle tamamladıktan sonra Opera binasının önünden otele dönüş.

FotoÄŸraflar: Kadinplus

Related Posts with Thumbnails
Paylaşın...
Sayfa 1 of 212»


Switch to our mobile site