Gezi Notları Archive

Nazan Yollar da

Öncellikle Merhaba;
Bundan sonra buradan size gezdiğim, gördüğüm ve denediğim herşeyi aktarıcam.. Gittiğim tüm ülkelerin inceliklerini, en ucuz alışveriş noktalarını ve detaylarını burada bulacaksınız..
Åžimdiden iyi gezmeler ,

HONG KONG – OCEAN P@RK

1

*Aberdeen bölgesinde bulunan ; hem eÄŸlence hemde dev gibi büyük su parkıdır. 1977’de kurulmuÅŸ olup Asya’nın en ünlü eÄŸlence merkezidir.MuhteÅŸem manzarası ile herkezi büyüleyeceÄŸine eminim. denizin kenarında bulunan bir çok aktivitede kendinizi bulucaksınız..Özellikle sevimli hayanların dünyasında keyif alıcaksınız. 72 metre uzunluÄŸundaki kuleden Deniz manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.. Haydi ÅŸimdi resimler konuÅŸsun…

Nazan YokuÅŸ

 

 

 

Paylaşın...

Ezgi’nin Milano Gezi Notları

2

Tarihin, Modanın kalbi Milano…. Haziran 2010

Paylaşın...

Budapeşte Gezi Notlarım / 03-05 Haziran 2010

Orta Avrupa turuna kaldığım yerden devam ediyorum. Viyana ve Prag Notlarım için Lütfen Tıklayın!

Prag’ da başlayan yolculumuzun Viyana’dan sonraki son durağı ise yol üzerindeki Slovakya’nın başkenti Bratislava ve hemen sonrasında Macaristan’ nın Başkenti Budapeşte oluyor.

Bratislava – Slovakya 03 Haziran 2010

bratislava

Viyanadaki sabah kahvaltısının ardından ,  BudapeÅŸte ye gitmek üzere yolculuÄŸa çıktık. BudapeÅŸte‘ ye gitmeden önce yol üzerinde bulunan Slovakyanın baÅŸkenti Bratislava ÅŸehrine uÄŸradık. Viyandan yaklaşık 1,5 saat sonrasında Bratislava’ ya ulaÅŸtık. Hava Viyana’ya göre oldukça sıcaktı. Tuna Nehri kıyısında yer alan ÅŸehir hem Avusturya’ya hem de Macaristan’a sınırı var. Dünyada bu ÅŸekilde iki devlete sınırı olan sadece iki tane baÅŸkent varmış. Bratislava’nın gezdiÄŸimiz kısmı çok ÅŸirin bir kasabaydı.

b5

b1

b9

Yürüyerek şehri turlamaya başladık. Maria Teresa ‘nın dolaştığı yerlere iz bırakmışlar çok ilginçti. Biz ayak izlerine basarak yürümeye devam ettik. Şehrin sıfır noktasının belirtildiği noktada herkes fotoğraf çekilmek için sıraya girdi:-) 

600

b4

Küçük hediyelik eşyaların satıldığı merkezde biraz dolaşıp vakit geçirdik. En ilginç heykellerden bir tanesi de bir işçinin devamlı bayanların etekleri altından gözetlediği için onun  heykelini yapmış olmlarıydı. Tüm bayanlar kafasının üstünü ezerek poz veriyorlarmış. E tabi bizde fotoğraf çekildik:-)

b6

 Daha sonra güzel bir kafede kahvelerimizi yudumladıktan sonra Budapeşte’ ye doğru hareket ettik.

b10

BudapeÅŸte – 03 Haziran 2010

Yakşaşık 2 saat sonra  Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte şehirlerinin 17 Kasım 1873 yılında birleşen Budapeşte ye ulaştık.

6

 Budapeşte’ye girer girmez,  Tuna nehri üzerindeki köprülerin ve karşı kıyı Peşte’nin çok güzel göründüğü Gellert Tepesine çıktık. Muhteşem bir görüntü ile karşılaştık.

3

 Gellert,  Macarları Hristiyan inancı ile tanıştıran din adamı. Tepe adını, Venedik Piskoposu Gellert’ten almış. 1000 yılında Macaristan’ın ilk kralı Szent İstvan, halkını Gellert’in de yardımıyla Hıristiyan dinine inandırmış. Kralın ölümünden sonra kentte Hıristiyan olmayan halk ayaklanmış, Gellert’i bir fıçıya koyup, tepeden aÅŸağıya Tuna’ya yuvarlamışlar. Sonraları tepenin yamacına, fıçının düşüp parçalandığı kabul edilen yere bir anıt yapılmış.

 7

Az ilerde Özgürlük Anıtı vardı. Bu anıt,  1947 yılında Macaristan’ın bağımsızlığı uğruna ölenlerin anısına yaptırılmış.

Hemen ardından Kaleler bölgesine geçtik. Meşhur Mathias Kilisesinin hemen önünde Balıkçılar Burcu vardı. 7 adet burç,  bu topraklara gelen 7 Macar kabilesini temsil ediyormuş. Asıl ilginç yapı ise kalenin içinde Mathias Kilisesinin hemen yanında inşa edilmiş olan Hilton Budapest Oteliydi:-)

11

12

13

Kaledeki kısa turumuzdan sonra , Kahramanlar Meydanına( Hösok Tere ) indik. Sütunun üzerinde,  Melek Cebrail,  elinde tuttuğu çift kertikli hacı ile (din ve devleti temsil ediyor) şehri selamlıyor. Bunun altında,  Balıkçılar Burcundaki 7 kule gibi,  buraya ilk yerleşen 7 kabile şefinin heykelleri duruyor.

km

 Arkadaki iki dairesel kolonda,  Macar tarihinin ünlü şahsiyetlerinin heykelleri sıralanmış. 1896 ‘da Macaristan devletinin birinci yılını kutlamak için inşa edilmeye başlayan Kahramanlar Meydanı,  ancak 1929 yılında tamamlanabilmiş.

p2

 Hava buradada yağışlı olduğu için çok vakit geçiremeden otele giriş yaptık. Otel Budapeştenin merkezinde ve diğer oteller e göre olduça büyüktü. Best Western Hotel Hungaria  4* www.danubiushotels.com/bwhungaria   

Otelde yerleşip, yarım saat dinlendikten sonra karnımızı doyurmak için dışarı çıktık. Yarım saat yürüyüşten sonra (Török türk demek) Török Lokantasına rastladık. Budapeşte de de türk lokantalarına fazlasıyla rastalanbiliyor. Uzun süredir çorba içmemenin acısını burada çıkardık.Ve bir haftadır ilk kez ayran içtim. Özlemişim ehe:-) Akşam yemeğinden sonra Arena alışveriş merkezine girdik. Saat henüz 9 olmasına rağmen bir çok yer kapalıydı o yüzden dolaşamadan otele geri dönüş yapmak zorunda kaldık. Sokaklarda fazlasıyla çingeneler vardı .

Ertesi sabah geniş bir kahvaltı olmasına rağmen kullandıkları yağlardan dolayı gene salata ve meyve yiyerek kahvaltımı geçiştirdim.Turun düzenlediği Esztergom & Visegrad & Szentendre gezisine 60€  katılmayıp Estergona gitmek için aldığımız notlarla birlikte yola çıktık.

p4

Budapeştedeki para birimi Forint. 1 eur yaklaşık 280 Forint yapıyor. Budapeştedeki günlük biletler 1150 Ft yaklaşık 5,50-euro. Hemen hemen diğer yerlerdi ulaşım bedeliyle aynıydı.diğer yerlerden farklı olarak. Bileti diğer ülkelerde makineye okutturup yanımızda taşıyorduk. Burada ise bileti aldığınız an el yazısı ile tarih saat yazılıyor ve girişlerde görevliler biletlerinize bakıyor. Yer altı geçilerinden geçerken yerlerde yatan evsizlere rastladık. Biraz ürkütücü bir şehir gibiydi.

Günlük biletlerimizi adlıktan sonra metro ile Estergona giden otbüs durağında indik. Yaklaşık 1,5 saat süren yolculuk sonrası Estergona ulaştık. Otobüste karşılaştığımız bir öğrenci ile birlikte kaleye doğru çıktık. Muazzam bir görüntüsü vardı.

p11

Estergon Kalesi ilk olarak İ.Ö 100 yılında yapılmış,  Tarihsel süreç,  Keltler,  Romalılar ve Osmanlı’ları taşımış ve katman katman mimari özelliklerini bırakmışlar burada. Osmanlılar,  son olarak kaleyi terk ederken,  toprakla doldurmuşlar. Bu nedenle ,  dönemin kalıntıları,  ancak,  müze içerisindeki,  cam örtülerin ardından görülebiliyormuş. Estergon’un hemen önünde,  Slovakya başlıyor,  Tuna üzerindeki köprüden ,  yürüyerek Slovakya’ya gitmek mümkün. Tam aşağıya yürümeye üşendiğimiz sırada üstü açık trene rastladık.

p12

 Minik öğrencilerinde bulunduğu trenle şarkılar eşliğinde slovakyaya geçiş yaptık . Karşıdan Estergon kalesine bakmak daha muazzamdı.

p13

p14

 Ve tekrar budapeşteye geçip otobüs durağında indik. 1,5 saatlik yolculuk sonrası.

 Gül Baba türbesine gitmek için Heaf isimli trenle gül baba türbesinin bulunduğu yere geldik.  devamlı bir gül taşıdığı için Gül Baba denen ve asıl adı Cafer olan Bektaşi Dervişi,  Kanuni Sultan Süleyman’ın daveti üzerine Budapeşte gelir. Tekke kurarak ,  Bektaşi hoş görüsü ile Budin halkının sempatisini kazanır. 1541 yılında da savaşta şehit düşmüş. Türbenin içi çok güzel kokuyordu gayet iyi bakmışlar.

p58

g

 Daha sonra yemek yemek için merkeze indik. Büyük bir alışveriş merkezine girip türk lokantasında karnımızı doyurduk. Fena değildi ayrıca bura da da ayran vardı:-) Biraz alışveriş sonrası, fashion street de yürüyüş yaptık.Bizim istiklal caddesine benziyordu. Çok kalabalık ve çok canlıydı ve sonrasında  otele dönüş yaptık. Ertesi gün sabah kahvaltısı sonrası 10:00 gibi otelden ayrıldık. Havaalanından 13:45 THY uçağıyla istanbula dönüş.16:40 istanbul saatiyle istanbula geldik. İstanbulu özlemişim:-) Yağmurlu bir karşılama oldu ama olsun….

FotoÄŸraflar: kadinplus

Paylaşın...

Viyana Notlarım – 01-03 Haziran 2010

Orta Avrupa turuna devam.. Prag ‘dan baÅŸlayan yolculuÄŸumuzun ikinci rotası Avusturya’nın baÅŸkenti Viyana oluyor…PRAG notlarım için tıklayın..

Viyana – Avusturya 01-03 Haziran 2010

100_9871

01 Haziran sabahı kahvaltı sonrası Viyana ‘ ya hareket için yolculuÄŸa çıktık.Viyana’daki ilk durağımız Hundertwasser Evi oldu. Tasarımı Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmış olan bu apartmanın iç ve dış yapısı çok eÄŸlenceli gözüküyordu rengârenk.

100_9804

Mimar Joseph Krawina tarafından planlanmış ve asıl işin sanat yönünü yapan Friedensreich Hundertwasser tarafından hayata geçirilmiş,250 adet ağaç ile terasları yeşillendirilmiş bina, her yönü ile ilginç bir yapıydı.

100_9810

Daha sıcak beklediÄŸim viyana’ da 12 derecelik yağışlı bir hava vardı.. 2 gün boyunca hırka ve ceketler dolaÅŸtık. Viyana’dan ayrılırken de güneÅŸ açıyordu kesinlikle kısmetsizlik bizde:-) İstanbul’ a döndüğümüz günde sel bastı zaten , yaÄŸmur bizim yanımızdaydı saÄŸolsun:-)

Hundertwasser  evinden sonraki ikinci durağımız,  barok mimarisi,  yekpare süslemeler ve klasik simetri anlayışı ile inşa edilmiş Aşağı Belvedere Sarayı ydı. Yukarı ve Aşağı Belvedere Sarayı olarak iki parçadan oluşan barok yapılar birbirine çok geniş ve gözalıcı bir bahçe ile bağlı, insanın gözünü kamaşıyor.

100_9812

100_9815

100_9816

Daha sonra otele transfer edilip yerleştik. Otelimiz Prag ‘daki otelden çok daha geniş ve güzeldi. AUSTRIA TREND APPARTEMENTHOTEL VIENNA   www.austria-trend.at/appartementhotel-vienna

Hemen hazırlanıp tekrar merkeze inmek için yola çıktık .24 saatlik günlük biletlerimizi edindikten sonra otele 15 dk uzaklıktaki Opera binasının önünde indik.Bilet fiyatı 5,70 €… görebileceÄŸimiz çoÄŸu ÅŸeyin merkezde olması muhteÅŸemdi. Her adımımızda devasal yapılarla karşılaÅŸtık.

Viyana’nın merkezinde bulunan Aziz Stephan Katedrali 1365 yılında inÅŸa edilmiÅŸ ,Viyana’nın en önemli simgesi durumunda bulunan  Katedrali. Stephansplatz’ ta yer alıyor. Roma mimarisi ve gotik tarzıyla biraz ürkütücü yapısı vardı:-)

100_9834

Daha sonra karnımızı doyurmak için bize uygun mekan arayışına girdik.150.000 ‘ e yakın türk yaşadığı söylentisi öyle doğruydu ki 10 kişiden biri nerdeyse Türk’tü. Lokantaların çoğu türk olduğu gibi lokanta isimlerinin de türk olduğu bir çok yerle karşı karşıya kaldık. Tam nerde yesek acaba diye düşünürken büyük bir pizza evi ile karşılaştık. İçeri girdiğimizde yine ustaların türk olması çok ilginçti:-) Öyle acıkmışım ki koskocaman pizzayı silip süpürdüm . Pizza fiyatı  7 €.

600

Viyana sokaklarında ki yolculuÄŸumuzun bir diÄŸeri ise Hofburg İmparatorluk Sarayı ydı. BaÅŸta Habsburg hanedanlığı olmak üzere Avusturya-Macaristan İmparatorluÄŸu’ nun bir çok önemli kiÅŸisine ve hanedanına ev sahipliÄŸi yapmış. Hofburg Sarayı daha çok kışlık malikane olarak kullanılıyormuÅŸ. Schönbrunn Sarayı yazlık olarak tercih edilmiÅŸ, yarın ki turumuzdaki yerlerden biride Schönbrunn Sarayı.

 100_9856saray

 

Daha sonra Sarayın karşısındaki Burgring caddesinin önündeki Maria Teresa Meydanı nına geldik. Tepede Maria Teresa,  hemen alt tarafında  atlı derebeyleri olan oğulları vardı.

100_9864

Heykelin yanında  Güzel Sanatlar Müzesi ve Doğa Tarihi Müzesi vardı. 740 ‘larda ,  İmparatoriçe Maria Teresa tüm kapris ve hırslarını,  bu sarayın ihyası için kullanmış. 17 çocuk sahibi olan Maria Teresa,  oğullarına dağıttığı derebeylikler ile İmparatorluk sınırları içinde,  tüm topraklarda çözülmez bir sömürü ağı kurmuş. Hırs ve arzuları bitmeyen İmparatoriçe,  sabahları saray bahçesinde denetlediği askerlerden,  beğendiğini seçer ve o gün onunla yatar,  sevişirmiş. Öyle de çirkin bir kadın ki vay askerlerin haline:-)

100_9871

 Sonrasında Havanın soğuk ve yağışlı olmasından dolayı içimizi ısıtacak güzel bir cafe arayışına girdik. Opera binasının hemen karşısındaki şık bir cafe’ de Aslı’nın seçimi olan Marocchino kahvesini yudumladım. Viyana’ da kahve içmenin keyfi çok farklı kesinlikle…

100_9874

Her yerde Mozart çikolataları ve Mozart Hediyelik Eşya Dükkanları da bulunuyordu. Viyana ‘ ya gidip te bu muhteşem Mozart  çikolatalarından  almadan dönmek olmazdı, hemen birkaç tane aldık. Yaklaşık 6-7 € …

100_9806

Daha sonra birkaç mağazayı dolaşıp alışveriş yaptıktan sonra otele dönüş.

2. Gün: Bir sonraki gün viyana da ki muhteşem kahvaltı sonrası, Schönbrunn Sarayı’na gitmek için yola çıktık.

100_9886

Schönbrunn Sarayı , Viyana’daki Kraliyet sarayı. Ülkede en önemli kültürel anıtları bu sarayda bulunuyor. bahçesinin yapımı ancak 1744-1749 yılları arasında imparatoriçe Maria Theresia tarafından tamamlatılmış. 1683′deki II. Viyana KuÅŸatması’nda, çevredeki binalar, yok edilmiÅŸ.

100_9889

100_9892

Saraydaki bahçeler öyle muhteşem ki bu sarayı gezmek için sanırım  1 gün ayırmakta fayda var ama bizim o kadar vaktimiz olmadığı için genel gezimizi yaptıktan sonra Grinzing Meyhanelerine gitmek için yola çıktık.

100_9885

 U4 metrosuna bindikten sonra  Heiligenstadt ‘ da indik. 38 A otobüs durağından otobüse binip yaklaşık 20 dk sonra tepeye ulaştık. Hava öyle soğuktu ki bir ara kar yağacak herhalde dedim.

100_9913

Hava biraz daha güzel olsaydı daha güzel bir görüntü ile karışılacaktık sanırım ama sis ve yağışlı hava sonrasında hemen geri dönmek zorunda kaldık. Akşam üstü gidilmediği sürece yemek de yiyemediğimiz için tekrar merkeze indik.

100_9920

 Merkezde yemek yedikten sonra yine bir kahve molası verdik.

100_9923

100_9928

100_9930

100_9941

Son viyana akşamınıda böyle tamamladıktan sonra Opera binasının önünden otele dönüş.

FotoÄŸraflar: Kadinplus

Paylaşın...

Masal Åžehri Prag – 29-31 Mayıs 2010

Geçen hafta katıldığım Orta Avrupa turundan İzlenimlerim…

İlk yolculuğumuz PRAG   -   Çek Cumhuriyeti -  29 Mayıs 2010

praggenel

Prag: (Hakkında)

Prag “Altın Åžehir”, , “Masal Åžehri”, “Åžehirlerin Anası” ve “Avrupa’nın Kalbi” gibi isimlerle de anılır. Prag’ın bir özelliÄŸi de 2. Dünya savaşında pek zarar görmemiÅŸ olmasıdır. Bu sayede birçok tarihi ev ve mekanı barındırır.

Adını çekçe “praziti”, yani “aÄŸaç yetiÅŸen yer” anlamına gelen sözcükten alan ÅŸehir.

Mitolojiye gore 6. yüzyılda efsanevi Prenses Libuse ve Prens Premysl’ in kurduÄŸu kabul edilen Prag, 9. yüzyıldan itibaren Çeklerin baÅŸkenti olmuÅŸtur. 14. yüzyılda imparator 4.Karl’in imar faaliyetleriyle sıradan bir ÅŸehir olmaktan çıkıp bir metropol haline geldi. 17. yüzyıldan itibaren Avusturyalıların egemenliÄŸine girdi, 1918′ de kurulan Çek Cumhuriyeti’ nin baÅŸkenti ilan edildi. 1939′da ise bombardıman tehdidi uzerine Almanlara teslim edildi. 1945′ te Rus askerleri tarafindan istila edilen kent, 1948′ de yapilan seçimlerinin ardından 40 yıllık Komunist iktidarına adım attı. Bugün CumhurbaÅŸkanı olan Vaclav Havel ‘in dünyaya tanittigi Kadife Devrimle 1989′ da yeniden demokrasiye geçebildi.

thy

Thy ile yaklaşık  2 saatlik güzel bir uçuş sonrası soğuk beklediğimiz Prag’da 19 derecelik ılık bir hava ile karşılaştık. ( Thy yolları kahvaltısındaki mantar ve omlet süperdi)

Gitmeden önce sık sık hava durumunu kontrol edip bavula nasıl kıyafetler koymam gerekir diye kara kara düşünmüştüm ki ,  tişörtle bile gezebileceğimi düşünerek büyük bir sevinçle Prag’ a merhaba dedim:-)

giris

Hemen saatlerimizi 1 saat geriye aldık.

Öncelikle belirtmeliyim ki ilk gün  gezilecek çok fazla yer olduğundan dolayı yorucu bir gün oldu bizim için, o yüzden mutlaka spor ayakkabı hatta yürüyüş ayakkabılarınızla gitmenizi önemle tavsiye ediyorum. Çünkü turun düzenlediği şehir turu yaklaşık akşam 20:30’a kadar sürdü , akşam otele vardığımızda  ayaklarımızın altı yara olmaya ramak kalmıştı:-) Bir diğer ek bilgi ise ilk gün direk otele yerleşmeden şehir turuna başladığımız için, notlarınızı ve atıştırmak için yanınıza bir şeyler almayı unutmayın… çünkü paralarımızı anca 17:00 gibi çevirebildik o zamana kadar aç susuz kalmak kötü oluyor.

Prag da para olarak Çek Korunası  kullanılıyor yaklaşık 1 Eur : 26 Çek Korunası  TL olarak nasıl pratik düşünebiliriz derseniz, 299 CZK olan bir ürün ise sonraki 0 ’ı kaldırın 29 TL olarak düşünün, yaklaşık bir rakam tabi pratik hesap için.

Tur rehberi ile birlikte panoramik turumuzun ilk baÅŸlangıcı Prag kalesi oldu. Kalede en dikkat çeken yapı, uzun yıllar inÅŸaatı tamamlanamayan, Çek Cumhuriyeti’nin en büyük katedrali

aziz2

Aziz Vitus … Yapımına kral 4. Charles’in “dinde daha güçlü olma” isteÄŸiyle 1344 yılında baÅŸlanan ancak inÅŸaatı 1929′da tamamlanan Gotik ve neogotik tarzdaki katedral, 124 metre uzunluÄŸu ve 33 metre yüksekliÄŸiyle de dünyanın 5. büyük katedrali. Yapıyı kötü ruhlardan koruduÄŸuna inanılan Çevresindeki çirkin suratlı ejderha heykellerine rastlanıyor.

Fotoğraf çekmek için yere yatmanız gerekiyor yoksa kareye sığdırmak çok zor:-)

vitray

Katedralin içine girmek için turistler uzun kuyruklar oluşturmuşlardı bizde girip girmemekte kararsız kaldık ama içerdeki görkemli görüntüye de bakmadan yapamadık bizde sıraya girmeye karar verdik yaklaşık 20 dk sonra anca içeriye girdik.Renkli vitraylar çok güzeldi.

 Bu arada tur rehberinizi sakın kaçırmayın yoksa bizim gibi yaklaşık 30 dk onu aramakla geçirebilirsiniz. Bizim rehber öyle hızlıydı ki yetişmek ne mümkün:-)

Köprüye ilerlerken oyuncak müzesine uğradık. Müze girişi 2 €. Tüm oyuncakları bir arada bulabileceğiniz şirin bir müze.Oyuncak meraklıları uğrayabilir.

oyuncak

Köprüye doğru ilerlerken  Kafka’nın evinin hemen yan sokağında en dar sokağa rastlıyoruz. Trafik ışığı bile koymuşlar çünkü anca o sokaktan tek kişi geçebiliyormuş:-)

sokak

Daha sonra  Vltava nehrini süsleyen Charles Köprüsüne iniyoruz… Adını aldığı kral 4. Charles tarafından yaptırılan ve saÄŸlam olması için inÅŸaatında her yıl 10 bin yumurta akı kullanılan köprüde, çeÅŸitli konuları anlatan veya Azizleri simgeleyen 30 heykel bulunuyor.En renkli ve eÄŸlenceli sokak burası diyebilirim.

kopru2

kopru3

kopru5

Para bozdurmak için Tur Rehberinin önerdiği Xchange döviz bürosundan paralarımızı bozdurduk.  Kesinlikle Tur rehberinizin önerdiği yerden bozdurun yoksa kazıklanmanız çok olası:-)

Çok ilginç bir durum ise  dilencilerin dilenirken utanç ifadesi ularak dizlerini ve kafalarını yere koyarak dilenmeleriydi…

Daha sonra Astronomik saat kulesinin önüne geliyoruz.

saatkulesi

Üzerinde 12 burcun da temsil edildiÄŸi saatin üst kısmında, her saat başı çanlar çaldığında iki küçük pencere açılıyor ve içinden 12 havariyi temsil eden heykeller çıkıp izleyenlere selam veriyor. Aynı anda saatin saÄŸ yanındaki yaÅŸam ve ölümü temsil eden iskelet figürü elindeki asayı yere vurup, “topraktan gelip topraÄŸa gitmeyi” hatırlatırken, hemen yanındaki “ÅŸatafat ve gösteriÅŸi” simgeleyen elindeki sazıyla bir Osmanlı ile saatin öbür ucundaki “cimriliÄŸi” anlatan Yahudi, “Hayır” dercesine kafasını saÄŸa-sola sallıyor.

Bu dünyaca tanınmış 1400′ lü yıllardan kalma saat kulesinde de tıpkı Charles Köprüsü’nde olduÄŸu gibi o dönemdeki Osmanlı’ya karşı ön yargıların izleri görülüyor.

Saat kulesinden sonra serbest dolaşmak için -1-2 saat verildi hemen bir Mc Donalds ‘dan yemek yedik . Düzgün yemek yiyebileceğimiz yer bulmak o kadar zor ki McDonalds sizin tek kurtarıcınız:-)

AkÅŸam 21:00 gibi sonunda otele geldik.

ALBION HOTEL & Congress Centre 4*   www.albionhotel.cz   

Otel ÅŸehir merkezine 15 dk’ lık bir mesafedeydi. Orta standartta bir otel olup eskiden yurt  olarak kullanılıyorumuÅŸ:-) Kahvaltısı tam bir fiyaskoydu. Yicek bir ÅŸey bulabildiÄŸinize şükür edeceksiniz. Türkiye’ nin yicek içecek konusunda ne kadar zengin bir ülke olduÄŸunu daha çok anlayacaksınız bu kesin. Musluk suyu içiyorlar ama biz genede dışarıdan su almayı tercih ettik. Yaklaşık  50 çek korinası bir ÅŸaÅŸal su yapıyor. Ama alırken dikkat etmeniz gereken bir konuda su ve soda karıştırılıyor özellikle gazsız istediÄŸinizi belirtin:-)

Ertesi gün PRAG – Karlovy Vary – 30 Mayıs

Prag ‘ da İkinci günümüz , 30 mayıs sabahı çok ama çok zayıf bir kahvaltıyla güne merhaba dedik :-)   Zeytin ve Peynirin olmadığı ,haşlanmış yumurta ,domates, salatalık  ve birkaç elma geçiştirdik..

Ekstra Tur Programı

Öğle yemekli Karlovy Vary turu düzenlenmişti.(60 € )

kalovy3

Turun düzenlediği öğle yemekli Karlovy Vary turuna (60 € )katılmayıp,  kendimiz gitmek için önceden tuttuğumuz notlarla yollara koyulduk. Metro terminalindeki bir büfeden 24 saatlik bir bilet satın aldık 100 CZK yani yaklaşık 4 Eur.

Ulaşım

Günlük almak çok mantıklı çünkü Prag ‘ daki ilk günümüz Tur rehberi eÅŸliÄŸinde geçti.2. gün için bilete ihtiyacımız oldu gün boyu bu biletle dolaÅŸtık .Bu biletleri sadece ilk kullanımda bir kez makineye gösteriyorsunuz, tarih ve saati yazıyor, sonra bileti sadece yanınızda taşıyorsunuz.sivil görevliler görmek isteyebiliyor. Biz bir kez kontrol edildik 3 gün içinde. Mutlaka yanınızda bulundurun.
Sehir 10 bolgeden olusuyor. Sehir merkezi “Prag 1″ olarak numaralandirilmistir
Metro
Prag Metrosu 3 hattan olusmakta olup her hat farkli renkteki bir harf ile taninmaktadir.
Hat A Yesil renk (Skalka – Dejvicka istasyonlari),
Hat B sari renk (Cerny – Zlicin istasyonlari),
Hat C kirmizi renk (Nadrazi Holesovice – Haje istasyonlari).
Metro sabah 5 ile gece 12 arasinda islemektedir.

harita2

Mustek yani şehir merkezinden sadece 2 durak ötede (sarı renkli metro yolu) Prag şehirlerarası otobüs terminali olan Florenc durağında indik. Karlovy Vary yolculuğu yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Dönüş biletinin kalmama olasılığı yüksek olduğundan dolayı terminalden gidiş – dönüş bilet almak çok daha mantıklı. ( siyah noktayla işaretlediğim yerler müstek ve Florenc durakları bizim otelin bulunduğu metro durağı andel durağıydı, Andel  den binip Florenc durağında indik)

metromap

Gidiş dönüş bileti iki kişi yaklaşık 600 CZK tuttu. Yani 25 Eur. Yaklaşık karımız 30 Eur oldu. Ve kendi keşiflerimizle eğlenceli bir yolculuk geçirdik.

Yol boyunca bol yeşillik ve küçük kasabalar gördük muhteşemdi.

 yolculuk

Karlovy Vary mükemmel bir doğası, pasta evler gibi görünen harika mimarisi, ucuz alışveriş yapma imkanları ile dolu, her adım başı şifalı suların fışkırdığı, içinden nehir geçen küçük bir termal kasaba… Ucuz alışveriş mekânı olduğu kesinlikle doğru, daha önce notlarımda okumama rağmen alış veriş yapmadığıma çok pişman oldum. Çok şık pullu törpülerin fiyatı Karlovy Vary de 2 Eur iken merkezde 4-5 Eur ya kadar çıkabiliyor. Alışveriş yapacaksanız mutlaka buradan yapın derim.

karlovy

Karlovy Vary, Prag şehrine yaklaşık 2,5 saat  mesafedeki, 1358 yılında IV.Charles tarafından bulunan, kaplıcaları ve festivalleri ile ünlü, Atatürk,Karl Marx,Bethooven gibi birçok  ünlünün dinlenmek için tercih ettiği  koruma altında bulunan bir şehir.

bahce

karlovy4

karlovy5

Şehrin efsanesine göre, kral bir geyik vurmuş ve geyik yaralı olarak kaçmayı başarmış. Geyiğin şifalı sulardan içerek iyileştiğini gören kral, burada bir yazlık saray kurmuş.

kaplıca

Alman kralı Carl, sıcak ve şifalı suların bulunduğu bu köye adını vermiş ve köşkler yaptırmış. Derken, bunu duyan diğerleri de koşarak buraya gelince, o devrin en güzel konak ve otelleri, buraya inşa edilmiş.

suŞehir adını, Charls tan, yani Karl dan almış. Şehirde sıcaklıkları 30-70 derece arasında değişen 12 termal kaynak bulunuyor.

Bunlar: her türlü hastalığa şifa olmaktaymış. 1918 yılında, Atatürk ün tedavi amacıyla gittiği, Karl Marx, Beethoven ve Mozart gibi birçok ünlünün de dinlenmek için tercih ettiği bir şehir, daha sonra koruma altına alınmış. Bu kasabanın havası o kadar temiz ki, sokakta bile sigara içilmesine izin verilmiyor.

Bir vadide: yemyeşil iki sırt ve bunların arasında 1700-1800 yıllarında yapılmış binalar var. Nehrin kenarını dizilmiş evler, sanki suluboya bir tablo gibi, rengarenk ve masalsı bir güzelliğe sahip. Şeker, cici evleri ve parkları barındıran bir kaplıca şehri.

İlginçtir ki, kasabadaki şifalı su kaynakları ve çeşmeler numaralandırılmış. Doktorlar, günde, kaç şişe, hangi gün, hangi suyun içilmesi konusunda, insanlara reçeteler yazıp veriyorlarmış.

chBugün bile, kasabada dolaşan insanlar, ellerinde özel sürahiler ile geziniyorlar.Yani: burası, Avrupa’nın tarihi ve meşhur içmeler kasabası.Ama dikkat, fazla içmeyin, yoksa ishal olursunuz.Burası: aynı zamanda meşhur likör

Becherovkanın memleketi. Bitki ve baharatlı bu likör, sindirime iyi geliyormuş. 340 krona bir şişe ve 2 güzel kadeh almak mümkün. Bir doktor; bir ilaç yapımı için uğraşırken, bu likörü bulmuş. Yani: likör, aslında hem bir içki ve hem de ilaç niyetine.

16:20 saatlerinde aldığımız dönüş biletleriyle geri dönüş yolculuğuna koyulduk. 19:00 civarında Prag merkezde inip tekrar ilk gün telaşından görüp de doyamadığımız Charles köprüsüne gidip yürüyüş yaptık.

Köprü çıkışında nehir kıyısındaki bir restaurant da akşam yemeğimizi yedik. Biraz daha yürüyüş yapıp otele döndük.

 

3. günümüz Almanya -Dresden- 31 mayıs

Prag’ a 2 saatlik bir yolculuk ile ulaşılabilen Almanya -Dresden turuna katıldık. Bu kadar yakınken bir ülke daha görmek iyi bir fikirdi.

dresden9

Sabah 08:30 gibi Almanya için yolculuÄŸa çıktık. 2 saat sonra artık Dresden dedik. Hava Prag’ a göre bir hayli soÄŸuktu sırf tişört ve ceketle günü geçirirken, kat kat giyinmek durumunda kaldık. Yaklaşık hava 10 derceydi. EÄŸer bu tarihlerde gitmek istiyorsanız bu yüzden yanınızda kalın birÅŸeyler bulundurmayı ihmal etmeyin.

2

Elbe Nehrinin kenarında kurulan Dresden’e “Elbe’nin Floransa’sı” da denir. Dresden çok sayıda sanat eseri koleksiyonları barındırır. Bugüne dek ayakta kalmış olan sayısız muhteÅŸem barok yapı, Güçlü August döneminin ÅŸanını ve ihtiÅŸamını taşımaktadır. Dresden eski DoÄŸu Almanya toprakları içinde yer alır.

7

236

Dünyanın enbüyük seramiği ise çok görkemliydi. Ancak bir kısmını çekebildim.

duvar

MuteÅŸem bir manzarası var.Sanat akademisi,Saraylar ve bir çok yeri dolaÅŸtıktan sonra 3 saatlik bir serbest zaman verildi. Büyük AlışveriÅŸ merkezleirnin bulunduÄŸu bir sokakta tekrar buluÅŸmak üzere gruptan ayrıldık. Dresden’ deki  büyük bir alışveriÅŸ merkezinin içine girer girmez yemek bölümüne daldık.Prag daki yemek krizinden sonra , burda gördüğüm çeÅŸitlilik karşısında heyecana kapıldım. 3 gündür böyle zevkli yemek yediÄŸimi hatırlamıyorum:-) MuhteÅŸemdi… Biraz MaÄŸazaları dolaşıp kendime de tişört almayı ihmal etmedim:-) Parfüm fiyatları Freeshop fiyatlarıyla neredeyse aynıydı. Tüm ülkelerdeki fiyatlar ve freeshoplar neredeyse aynı orantılıydı ama en uygun THY Freeshop belirteyim.

Ve yine Prag’ a dönüş.

AkÅŸam yaklaşık 19:30 gibi tekrar Prag’a döndük. Prag’ daki son günümüzü güzel bir restauranta geçirmek istediÄŸimizden , kampa adasına doÄŸru ilerlemeye baÅŸladık.

kampa

Bol yeşillikli  bahçede ilerleyip, nehir manzarasındaki restauranta ulaştık. Vejeteryan olduğumdan dolayı sınırlı seçeneklerdeki yemek seçimim sonucunda,bir salata ve sebze tabağıyla oldukça lezzetli bir akşam yemeği geçirmiş olduk. Yaklaşık 2 sebze tabağı , bir salata ve içecekler 700 CZK tuttu. 28 Eur civarı.

100_9783

Gözalıcı gece manzarasıyla Prag daki son saatlerimizide geçirdikten sonra otele dönüş.

praha

FotoÄŸraflar: Kadinplus

Sizinde yaptığınız gezilerle ilgili izlenim ve deneyimleriniz varsa lütfen mail atın  yayınlayalım. Türkiye yada yurtdışı olması hiç fark etmiyor. Bu tura katılmadan önce, öyle çok gezi notları arayışım oldu ki , seyahat notları tutmak oldukça faydalı. Sizinde gezi anılarınız varsa lütfen kadinplus@gmail.com adresine gönderin sizin deneyimlerinizi, herkez paylaşsın…

 

Related Posts with Thumbnails
Paylaşın...
Sayfa 4 of 4«1234


Switch to our mobile site